ABD-İran savaşında bir ay geride kalırken, hem içerde hem de küresel enflasyonda yukarı yönlü baskı güçleniyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon görünümünü belirleyen ana unsur haline gelirken, piyasalar cuma günü açıklanacak enflasyon verisine odaklandı.
Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor. Bu durumun, TCMB’nin 22 Nisan’da açıklayacağı Para Politikası Kurulu kararında belirleyici olabileceği ifade ediliyor.
Merkez Bankası son toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutarken, karar metninde jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından izlendiği vurgulanmıştı.
Cuma günü açıklanacak mart ayı enflasyon verisi ve piyasalardaki son gelişmeleri değerlendiren uzmanlar, beklentilerini Haber7’ye anlattı.
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Özkaya, mart ayı enflasyonu %2,5 beklediğini ifade etti.
Kocaeli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr Özgür Bayram Soylu, piyasa beklentilerinin aylık bazda yüzde 2,18 ile yüzde 2,58 aralığında yoğunlaşmış olsa da üst sınırı zorlayacak 2,52’lik aylık bir enflasyon rakamı beklediğini söyledi.
Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Tonguç Erbaş, mart ayı enflasyonunun aylık bazda yüzde 2,60, yıllık bazda ise yüzde 31,71 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğini belirtti.
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Özkaya, enflasyonu %2,5 beklediğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Enflasyon tek başına faiz kararını değiştirmez. Ancak, artan petrol, petrokimya ve yakıt fiyatları nisan ayından itibaren enflasyonu çok yükseltecektir.
Hanehalkı bunu hissedecek ama resmi enflasyon verisi düşük gelmeye devam edecektir. Enflasyondaki yükseliş hanehalkını TL tutmaktan kaçırabilir. Ayrıca portföy çıkışı da TCMB’yi Nisan’da faiz artırmaya zorlayacaktır. % 2-3 faiz artışı bekliyorum. Makro ihtiyati tedbir olarak da bant aralığını belki genişletebilir.
Enflasyon uzun süreli olarak yükselecektir. Faizler de yüksek seyredeceği için sabit gelirli için sıkıntılı dönem devam edecektir. Döviz ihtiyacı belirgin biçimde artacak ve cari açık yükselecektir. Tahvil faizleri daha da yükselebilir. Bu da bütçe açığını artıracak ve vergiler artacaktır.”
Kocaeli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Özgür Bayram Soylu, ABD-İran gerilimiyle birlikte;
Hürmüz Boğazı’na ilişkin arz güvenliği endişeleri,
Bu üç maddenin enflasyonu doğrudan yukarı çektiğini söyledi.
Soylu, hali hazırda bozulan fiyatlama davranışının savaşın da etkisiyle hem maliyet kanalının hem de beklenti kanalının dezanflasyon sürecini sekteye uğratmasına neden olacağına işaret etti.
Cuma günü açıklanacak enflasyon içi piyasa beklentisi için aylık bazda %2,18 ile %2,58 de yoğunlaşmış olsa da üst sınırı zorlayacak 2,52’lik aylık bir enflasyon rakamı beklediğini söyleyen Soylu, şöyle devam etti: “
Mart ayı boyunca Brent petrolün 110-115 dolar bandında seyretmesi ve buna bağlı olarak pompa fiyatlarına yansıyan artışlar, ulaştırma grubunda ciddi bir yukarı yönlü baskı oluşturdu.
Ulaştırma, sepetin yaklaşık %15-17'sini oluşturuyor ve dolaylı etkileri (lojistik maliyetleri) çok hızlı yansıyor. Ramazan ayı öncesi gıda fiyatlarındaki geleneksel hareketlilik ve hizmet sektöründeki (özellikle lokanta ve otel) %3-4 bandındaki katılık, manşet enflasyonu yukarıda tutan "yapışkan" unsurlar olmaya devam ediyor.
Dolayısıyla açıklanacak veri, baz etkisinden ziyade maliyet şoklarının fiyatlara ne ölçüde yansıdığını gösterecek kritik bir gösterge olacaktır. Aylık veri %2,6 ve üzeri bir aylık enflasyonu gerçekleşirse Merkez Bankasının likitideyi daha da artırma seçeneği masaya gelmiş olur.”
Özgür Bayram Soylu, her ne kadar Merkez Bankasının politika faizini son toplantıda sabit tutsa da piyasayı %40 ile fonladığını ifade ederek, şöyle devam etti: “ Hali hazırda savaş nedeniyle politika faizini de artırmak için tetikte bekleyen Merkez Bankası Mart ayı enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi ve savaş belirsizliğinin uzaması nedeniyle artırım seçeneğini güçlü bir şekil değerlendirecektir.
Hatta Merkez Bankası’nın "bekle-gör" stratejisini uzatması ve likidite kanalıyla miktarsal sıkılaştırmaya ağırlık vermesi bekleniyor. Nisan ayı itibariyle indirim patikasına girmesi beklenen Merkez Bankası içim politika faizinde değişiklikten ziyade, sıkı duruşun sürekliliği sermaye tarafından bekleniyor.
Enflasyonda belirgin bir iyileşme görülmeden yeni bir indirim yapılmasının çok uzak bir hedef olduğunu söyleyebiliriz. Savaşın maliyet kanalıyla birleşen enflasyon baskısı, politika faizinin %42 bandına çekilmesini Merkez Bankasının kendi iç tutarlılığı açısından sürpriz olmaktan çıkarıp zorunluluk haline getiriyor. Ama şunu da söyleyeyim politika faizini yarın 100 de yapsak beklenti ve maliyet kanallı bu enflasyona çözüm olmayacaktır.
Soylu, küresel enerji fiyatlarındaki artışın, enflasyon üzerinde hem doğrudan hem de gecikmeli ve katmanlı bir etki ortaya çıkardığına işaret ederek, bu etki eden üç aşamayı şöyle sıraladı:
Doğrudan etki: Akaryakıt ve enerji fiyatlarındaki artış, ulaştırma grubu üzerinden TÜFE sepetine saniyeler içinde dahil olur. Bu, hanehalkının hissettiği ilk ve en yakıcı dalgadır.
Üretim kanalı: Özellikle doğalgaz ve LNG fiyatlarındaki tırmanış, sanayinin enerji yoğun kalemlerini vuruyor. Yİ-ÜFE tarafında biriken bu maliyet yükü, üreticinin dayanma sınırını zorlayan bir eşik oluşturuyor.
Gecikmeli geçişkenlik: Sanayideki maliyet artışları, birkaç aylık gecikmeyle nihai ürün fiyatlarına yansıyor. Bu gecikmeli geçişkenlik, enflasyonun sadece bir ayın sorunu olmadığını önümüzdeki dönemin de ana karakteri olacağını gösteriyor.
Özgür Bayram Soylu, önümüzdeki dönem enflasyonda risk ve belirleyici unsurları şöyle sıraladı:
Enerji Şoku (Kritik): Petrol fiyatlarının yüksek seyri, maliyet enflasyonunun ana belirleyicisi olmaya devam edecek.
Döviz Kuru Dinamikleri (Yüksek): Ani sıçramalardan ziyade, kademeli değer kaybı enflasyonu daha kalıcı hale getirebilir.
Hizmet Enflasyonu (Orta-Yüksek): Kira ve hizmet fiyatlarındaki katılık, dezenflasyon sürecini yavaşlatan temel unsurlardan biri olmayı sürdürecek.
Küresel Tedarik Zinciri ve Jeopolitik Riskler (Orta): Navlun, sigorta ve lojistik maliyetleri fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturacak.
Soylu, gelinen noktada Türkiye ekonomisinin klasik bir enflasyon döngüsünden çıkarak, jeopolitik gelişmelerin belirlediği yeni bir enflasyon rejimine girdiğini belirterek, “Türkiye ekonomisi küresel enerji şokları ve jeopolitik fay hatlarının beslediği yeni bir enflasyon rejimi ile karşı karşıyadır
. Bu tabloda en kötümser tahmninşe %2,68’lik olası bir Mart verisi, para politikasında bekle-gör' dönemini kapatıp, %42 bandına uzanan çok daha agresif bir sıkılaşma döngüsünü zorlayacağa benziyor.” dedi
Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Tonguç Erbaş, enflasyon verisinden bağımsız olarak TCMB’nin 22 Nisan’da gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına kadar enerji fiyatlarındaki seyrin belirleyici olacağını söyledi.
Özellikle petrol fiyatlarında yaşanacak gelişmelerin yakından izleneceğini belirten Erbaş, “100 dolar üzerinde kalıcılık sağlayan petrol fiyatları toplantıya kadar devam ederse merkez bankası gecelik fonlama faizi olan %40 seviyesine politika faizini yükseltebilir” dedi.
Erbaş, enerji fiyatlarında olası bir anlaşma ile geri çekilme yaşanması durumunda ise Merkez Bankası’nın mart ayında benimsediği politika duruşunu koruyarak haziran ayına kadar mevcut adımlarını sürdürmesinin beklendiğini dile getirdi.
Erbaş, küresel enerji fiyatlarında yaşanan dalgalanmaların, enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin şunları kaydetti:
“Doğalgaz fiyatlarındaki artış petrol ile birlikte üretim tarafında maliyetleri artırıyor, bu gelişmede kalıcı üretici fiyat endeksini yukarı çekebilme potansiyeline sahip.
Petrol fiyatlarının ise sadece lojistik maliyetleri açısından değil, bir emtia olma özelliğinden kullanılan çeşitli sektörlerde petrole dayalı ham madde fiyatlarını da yükselttiğinden genel bir maliyet artışının son tüketiciye enflasyon olarak yansımasına neden olabilir.
Ülkemizde her 10 dolar petrol artışının yaklaşık %1,2 oranında enflasyona yansıması olması beklenebilir.”
Tonguç Erbaş, önümüzdeki dönemde enflasyonun seyri açısından en büyük riskler ve belirleyici unsurları şöyle sıraladı: “Çok net olarak savaş ortamının ne kadar devam edeceği, enerji ürünlerinde fiyat yükselişinin ne kadar kalıcı olacağı ve özellikle lojistik maliyetlerinin hangi seviyede dengeleneceği takip edilmeli.
En büyük riskler burada kalıcı fiyat artışı olacaktır. Bununla birlikte pandemi döneminde yaşadığımız ve adına enflasyon psikolojisi dediğimiz fiyatların ne kadar yükseleceğini tahmin edemediğimizden üreticinin ve perakendecilerin önden fiyat belirlemesinin yaratabileceği suni enflasyon etkisini de unutmamak gerekiyor.”