ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları piyasaları altüst ederken, savaş ortamında altının değer kaybetme hızı şaşkınlık yarattı. Mahfi Eğilmez’e göre bu düşüşün asıl nedeni, faiz beklentilerindeki önemli değişimdir.
Altın ve gümüş gibi getirisi olmayan varlıklar, genellikle faizlerin düşük seviyelerde kalacağına dair beklentilerle tercih edilir. Ancak son dönemde petrol fiyatlarındaki keskin yükseliş, enflasyon kaygılarını artırdı ve merkez bankalarının faizleri yükseltebileceği ihtimalini güçlendirdi.
Bu değişimle birlikte yatırımcılar, getiri sağlamayan kıymetli metallerden çıkarak faiz getirisi sunan enstrümanlara yönelmeye başladı. Değerli metallerdeki satış dalgası, bu varlıklara bağlı fonlar ve hisse senetlerine de sirayet etti.
Satışlardaki ikinci önemli etken ise likidite ihtiyacı oldu. Piyasalardaki şiddetli dalgalanma sırasında yatırımcılar, zararlarını sınırlamak ve teminat çağrılarını karşılamak için altın gibi hızlı nakde çevrilebilen varlıklarını satmak zorunda kaldı.
Bu süreçte dolar güçlenirken, tahvil talebi de belirgin şekilde arttı. Böylece geleneksel “güvenli liman” rolü, bu kez faiz baskısına yenik düştü.
Mahfi Eğilmez'in yaptığı açıklamanın basit özeti şöyle:
Petrol fiyatlarındaki artış → Enflasyon beklentilerinin yükselmesi → Faiz artışı beklentisi → Altın fiyatlarında düşüş.